Genel

Ticaret savaşları ve Huawei ambargosu

Beğen
Beğen Sevdim Haha Vuhuu Üzgün Kızgın
201

Bilindiği üzere Çin ile ABD arasında ciddi bir “Ticaret Savaşı” var ve bu kısmen geçmişte Rusya ile yaşadıkları “Soğuk Savaş” ın çağımıza uyarlanmış hali. Çıkış noktası da Trump’ ın mevcut ticari faaliyetlerin ABD çıkarlarına yeterince hizmet etmediğini düşünmesi. Gümrük tarifelerinde değişiklikler, diplomatlar arası görüşmeler, Xi Jinping- Trump görüşmesi vs. derken iş bugüne kadar geldi ve kısa zamanda da durulacak gibi durmuyor.

Yeni dünya ticaret düzeninde iş gücü anlamında ucuz olan Çin’ e hücum eden bütün teknoloji ve üretim şirketleri, Çin’ den mallarını kolayca dünyaya yayabiliyor. Çin’ de olası maliyet artışlarını ve kendi şirketlerinin rekabet edebilirliğini korumak adına kendi parası olan Yuan’ ı sürekli devalüe ederek yani değerini düşürerek, karşılıklı ılımlı bir politika izliyordu. Fakat Çin bunları yaparken, çok ciddi bir şekilde de uluslararası teknoloji alımları yapmaya devam ediyor. Özellikle AB ve ABD’ de sahip olduğu birçok kritik teknoloji şirketi mevcut. 2019’ a kadar gelinen dönemde yaklaşık 450 milyar dolarlık bir teknoloji alımından bahsediliyor. Yani aslında Çin temeli de dolduruyor bir yandan. Krizi en az hasarla nasıl atlatırım diye düşünürken, yönetimde var olan komünizmi ticaret anlamında “Liberalleştirmeye” çalışıyor.

Yakın dönemde haberlere düşen “Huawei Ambargosu” da aslında tam bir Perşembenin gelişi Çarşambadan belli durumu. Google daha önce ZTE firması için uyguladığı yöntemi daha geniş olarak uyguladı. Hatta bugün okuduğum bazı bloglarda, açık kaynak kodla dağıtılan fonksiyonların çalışmaya devam edeceği yönünde. Zaten gelin gelelim Huawei’ de aptal değil. Alttan alttan kendi işletim sistemi üzerine çalıştıkları biliniyordu. Fakat “Windows Phone” ve Nokia durumuna düşerler mi? Orası büyük bir muamma şu an.

Çin nüfusu gerçekten kalabalık ve olası tepkileri gerçekten bir marka için yıkıcı sonuçlar doğurabilir. Fakat bu Google için çok geçerli değil maalesef. Global Stats’ dan aldığım verilerde, Çin’ de kullanılan işletim sistemleri arasında Android %75 civarındaki pazar payı ile açık ara birinci. İkinci sırada ise IOS var, pazar payı %25 civarında. Google’ ın asıl gelir kaynağının “Arama Motoru” kısmı olduğu düşünülürse bazı şeyleri daha net oturtabiliriz. Yine aynı siteden incelediğim istatistiklere göre mobil arama motoru pazarında Çin içerisinde pazar lideri %71 ile Baidu. Google piyasa payı %0.3. Aslında en büyük sıkıntı Huawei’ nin büyüyerek ününü Avrupa ve başka kıtalara da yaymış olması. Google için asıl risk orada.

Tabi işin şöyle bir boyutu da var: Microsoft’ un bile kazanamadığı bir savaş var geçmişte ve Huawei’ nin bu savaşı kazanmasını beklemek gerçekten yürek ister. Tabi Windows’ tan farklı bir koz var Huawei’ nin elinde “ÇİN HALKI”. Büyük bir piyasada, muhtemelen diğer Çinli devlerin de destek vermesiyle, çarklarını döndürmeye devam edecek.

Şimdi diğer tehlikeli olaya gelelim ki “Qualcomm, Intel” vs. direk açıklama yaptılar. “İşlemci tedariği” bence bu ambargonun hayati noktası. ABD’ den işlemci satın alamayan Çinli şirketler bu konuda işte baya bir sıkıntı yaşayabilir. 
Aslında bu durum bana tamamen “Tukidides Tuzağı” nı hatırlatıyor. Yani, düzenin koyucusu ülke ile ondan yararlanarak güçlenen ülke arasındaki ilişkilerin bir süre sonra meydan okumaya dönüşmesinin ve çatışmaya varmasının kaçınılmaz olduğu.

Tukidides tuzağı, Graham Allison’ın tabiriyle, yükselmekte olan bir gücün egemen olan diğer bir gücü, onun yerine geçmekle tehdit etmesinden dolayı oluşan şiddetli yapısal gerilimdir. Allison der ki, son beş yüzyıl boyunca toplam on altı kez yükselmekte olan bir güç, egemen gücü yerinden etme durumunda kaldı. Bu on altı durumun on ikisinde ise netice savaştı.

Söz konusu Tukidides tuzağından iki risk doğmaktadır. Yükselmekte olan güç sendromu birdenbire yükselen gücün, artmakta olan özbilinci, çıkarlarını savunma güdüsü, saygı ve tanınma hakkını talep etmesi demektir. Egemen güç sendromu ise bunun yansıması olarak kendini kanıtlamış olan gücün, “çöküş” imaları karşısında duyduğu yükselen korku ve güvensizlik hissini tanımlamaktadır. Kısacası gitgide kendine fazla önem vermeye başlayan ülke, kendisine saygı duyulmasını ve yeni gücünün tanınmasını beklerken, aynı zamanda da çevresinde daha fazla etki sahibi olmak ister. Buna karşılık olarak da kendini kanıtlamış olan ülke yükselmekte olan ülkenin gösterdiği bu kendine aşırı güvenmeyi saygısız, nankör ve hatta kışkırtıcı ya da tehlikeli bir tavır olarak algılamaktadır.

Mübalağalı böbürlenme aşırı gurura, manasız korku da kuşkuya dönüşür.

Velhasıl kelam; Çin’ in bir “Huawei Milliye” hareketi başlatması muhtemeldir.

Beğen
Beğen Sevdim Haha Vuhuu Üzgün Kızgın
201
Yorum yaz

Yorum bırak

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Yukarı